Sayfalar

13 Aralık 2012 Perşembe

Çocuklar Amatördür...


  
   Yetimhane… Hepimizin içini acıtan en gizli kelimelerden biridir bu… Ya bir filmde görürüz ya bir dizide ya da insanlık dışı bir takım olayların sızması sonucu haber bültenlerinde… Hiçbir zaman da iyi veya hayırlı bir çağrışım yapmaz; ya bir taciz olmuştur, ya tecavüz ya da dayak, işkence benzeri bir ayıpla birlikte servis edilir önümüze.
   Azadi İran’da bir yetimhanede başlıyor. Islahevi de denilebilir. Bir tür cezaevi aynı zamanda. İzleyeni insanlığından utandıran görüntüler yok tabii ki bu sefer; sadece mahrumiyet var. Ve bu mahrumiyeti yaşayanların çocuklar olmasından kaynaklı bir iç burukluğu tattırıyor. Muhsin ve Sorab bu yetimhaneden kısa süre içinde tahliye edilen, aslında bir anlamda kapı dışarı edilen iki çocuk. İkisi de çocukluk suçundan düşmüşler bu yetimhane/cezaevi’ne.
   Evet çocukluktan…
   İkisinin de işlediği suç neredeyse birbirinin aynısı.
   Hani çocuklar yoktan anlamazlar ya…
   Hani ailenin durumu (eğer bir aile varsa tabi) ne olursa olsun çocuklar beğendikleri şeye sahip olmak isterler ya…
   Hani en basitinden bir oyuncak bile onların akıllarını başlarından alabilir ya..
   Hani paradan anlamazlar, nasıl harcanacağını bilmezler,
   Bisiklet denilen alet onlara göre dünyanın en cezbedici nesnesidir, bisikleti olan bir çocuk başka hiçbir şeye ihtiyaç duymaz ya…
   İşte bu türden bir suç çocukluk suçu. Kapitalist dünyanın çözüm bulamadığı, kapitalin yokluğundan kaynaklanan eksikleri giderme yöntemleriyle çocuk olmanın masumiyetini yan yana koyduğunuzda sistemin “ERROR” verdiği, çaresizce “SUÇ” ilan edilen büyük suç…
   Her iki çocuk için de tahliye, özgürlükten çok daha farklı anlamlar içeriyor. Dışarıda rengarenk bir dünya yok. Cezaevinin çıkış kapısı onlar için kendini feda etmeye hazır “İran seninle gurur duyuyor” diye coşkuyla bağıran kalabalıklarla dolu değil.Koyu bir grilik hakim.
Birinin ailesi zaten yok, diğerininki onsuz hayattan çok memnun. Kimsenin istemediği iki küçük insan. Cezaevindeki iki görevlinin haricinde hiç kimsenin istemediği…
    Kötülük varsa eğer, insanın gözünü açtığı ailenin içinde başlar..
    Çocuklar kötü olmaz.. Onlar iç güdülerinin peşinden gider..
    Azadi’de olduğu gibi, en profesyonel filmde bile amatör oyunculardır onlar…
    Hayatın da amatör oyuncuları…